Suriye Denklemi Değişirken Irak Faktörü

0

Trump’ın “Suriye’den çekiliyorum” açıklaması gerek Pentagon’u gerekse ABD-Rusya denkleminde sıkışan Suriye’deki gelişmeleri tam manasıyla offsaytta bıraktı.

Trump, Suriye ile Pentagon’un Generallerini Bertaraf Etti.

Geçen yazımda paylaştığım gibi, Trump çekilmeyi Pentagon’a karşı bir güç gösterisi olarak lanse etti ki bu doğru bir adım idi.  Pentagon, Irak’taki Amerikan askerleriyle Suriye’deki PYD/PKK güçlerini silahlandırarak bölge denklemini ABD lehine çevirdi. Rusya’nın Fırat’ın doğusunda yetersiz kalması, Pentagon’un elini kolaylaştırırken Trump’ın hamlesi her şeyi alt üst etti.

Türkiye Diplomasi ile Kapı Açıyor.

Başkan Erdoğan’ın “ansızın Fırat’ın doğusuna gireceğiz” açıklamasının akabinde izlenen psikolojik hareket teknikleri ve Trump’la Başkan Erdoğan’ın yaptığı 14 Aralık telefon görüşmesi meyvelerini verdi.  ABD kuvvetlerinin bölgeden kademeli çekilmesi Türkiye’nin sahada daha da aktifleşmesinin yolunu açtı. Türkiye gerek Fırat kalkanı gerekse Suriye’deki tüm askeri etkenliklerinde bölgedeki karar alıcılarla diplomatik kanallarını açık tutmaya özen gösteriyor. Fırat’ın doğusunda ABD’nin çekilme kararının ardından, MİT başkanı ve Milli Savunma Bakanı Moskova’ya gitti. Heyet, Suriye’deki askerî harekâtta Türkiye’nin kararlığını vurgularken, Lavrov’un açıklamaları dikkat çekici idi. Lavrov Suriye’nin toprak bütünlüğü ve Suriyeli kuvvetler imasında bulunurken “bizle değil, Suriyeli kuvvetlerle karşılaşmanız an meselesidir” mesajını verdi.  Aynı tarihlerde ajanslara Menbiç’te Suriye ordusunun görüldüğü haberleri düşürüldü. Bunun Rusların bir politikası olduğu anlaşılırken, Başkan Erdoğan’ın “bu kartı gördük” açıklamaları Türkiye’nin diplomaside dengeli gidildiğini bize gösterdi. Türkiye’nin Menbiç ile Fırat’ın doğusuna önümüzdeki haftalarda bir askeri hareket yapacağı, buna da ABD’de Trump’ın Rusya’da da Putin’in engel olmayacağı söylenebilir. Ama Lavrov’un Suriye faktörünü, Pentagon’un da Irak kartını sahada Türkiye’nin önüne sürürek bizi zorlayacakları aşikâr. Bunu yaparken de Putin, Trump “iyi polis”, Pentagon ve Lavrov ise “kötü polisi” oynayacaklarını unutmamamız gerekir.

Irak Konunun Neresinde?

Trump yılbaşından önce Irak’a gayri-resmi bir ziyaret düzenledi. Oradaki ABD askerleriyle milliyetçi pozlar verdi. Burada hedef ABD halkı idi. Trump’ın yaptığı açıklama ve görüntülerde “Suriye’den vazgeçilmediği, gerekirse ABD kuvvetlerinin Irak’tan hemen bölgeye intikal edeceği imajı işlendi. Bu karelerin muhatapları aynı zamanda da generaller idi. Trump’ın Irak ziyaretinde, Irak devlet başkanını takmaması, Bağdat’a gelip onunla sadece telefonda konuşması, Irak diye bir devletin olmadığı ve ABD tarafından işgal edilmiş bir ülkenin karşımızda durduğu bir kez daha teyit edildi.

İngilizlerin Tarihi Musul Görüşmelerindeki Benzer Hamle ABD’den De Gelebilir.

1924-26 Lozan görüşmelerinde Türkiye, Lozan sonrası dondurduğu Musul görüşmelerinde birdenbire karşısında hızlı bir şekilde kurulan Irak devletini gördü. Türkiye ile yapılan müzakerelerde masaya İngiltere ile Irak’ın oturtulması Türkiye’nin Musul’u kaybetmesine neden oldu. Türkiye, Lozan görüşmelerini İngiltere ile başlattı. Mücadeleye İngiltere ile devam edeceğini zannederken, bir ülke olarak lanse edilen ve İngiltere kontrolü altında olan Irak, Türkiye’nin bütün stratejisini altüst etti. Şimdi benzer durum Pentagon’dan gelen ABD askerinin Suriye’den dört ayda kademeli olarak çekileceği açıklamaları ve çekilen askerlerin Irak’a dönmesinin ardından da Irak başbakanın Suriye meselesine kendi güvenlikleri nedenleriyle dâhil olabileceklerini söylemesiyle tekrar yaşanırken, tüm bu olgular Pentagon’un yeni bir oyun peşinde olduğunu gösteriyor.

Türkiye Diplomasi Silahını Bağdat’a Yöneltmelidir.

Türkiye, Suriye meselesinde son bir yıldır aktif bir şekilde kullanıp da başarılı sonuçlar aldığı diplomasi kartını bu sefer de Bağdat üzerine yöneltmelidir. Musul meselesinde İngilizlerin yaptığı hamlenin benzerinin ABD tarafından devreye sokulmasına engel olunmalıdır. Gerek Washington’da Trump’a ve gerekse Bağdat’a karşı baskı artırılmalıdır. Irak ve İran’ın sahada aktifleştirilmesine izin verilmemelidir. Bu hamleler yapıldıktan sonra Türkiye’nin 36. Paralele kadar olan alanı terk etmemek üzere bölgeyi kontrol altına alıp, daha derinlerde de IŞİD üzerinde etkin ve caydırıcı stratejiler izlemesi gerekmektedir.