Suriye’nin Yolu Venezuela’dan Geçer mi?

0

Krizler ve riskler dış politikada alan açmanıza ve sınıf atlamanıza yardımcı olur. Tabi ki iyi bir ekip ve akılla yönetilirse! Yoksa tersine durum işler. Ülkelerin uluslararası ilişkilerdeki davranışlarını belirleyen faktörlerden biri de alanlarıdır. Bunlar, hayat ve çıkar alanı olarak kabaca adlandırabilir.

Hayat Alanında Savaş, Çıkar Alanında Pazarlık Vardır.

Hayat alanınızı tarihi, dini, kültürel ve siyasi arka zeminler belirler. Burada ülkelerin davranışları ölümüne mücadeledir. Bu alanlarda genellikle savaş dahil her türlü alan savunması ve saldırısı uygulanır. Tipik örnek Vietnam Çin’in hayat alanıdır. ABD’nin Vietnam saldırısı Kissinger’in yenildik demesiyle sonuçlanmıştır. Benzer davranış Japonya’nın Pearl Harbor saldırısında, ABD’nin hayat alanındaki saldırı sonrası davranışında görülür. ABD’nin intikamı Japonya’ya atılan iki atom bombası olur.

Ülkelerin bir de çıkar alanları vardır. Burada ülkelerin davranışlarını siyasi, ekonomik ve askeri kazançları belirler. Bazen bu alan diğer ülkenin hayat alanı olur. Orada çakışma yaşandığında çıkar alanı da olan ülke, hayat alanındaki ülke ile çatışmayı göze almaz. Tam tersine onunla her türlü pazarlığa açık olur. Birden bir ters dönüş yapabilir. Burada askeri bir varlığı varsa onun için askerlerinin ölmemesi esastır. Bazen bölgeden uzaklaşır. Buna en güzel örnek Suriye’deki ABD ve Rusya’nın davranışlarını gösterilebilir. Suriye, ABD ve Rusya için çıkar alanıdır. Burada pazarlık ve riskler çıkara göre şekillenir. Türkiye için ise Suriye hayat alanıdır. Dolayısıyla onun için pazarlık değil, güvenlik esastır. Konu üzerindeki bakış farklılıkları sorunları içinden çıkılmaz hale getirir.  Hayat alanında saldırıya uğrayan ülke alan sıkışması yaşadığında yapacağı şey başka seçenekleri masaya koymaktır.  Örneğin Ukrayna Rusya’nın hayat alanıdır. ABD ve Almanya için ise çıkar alanıdır. 2012’den başlayarak alan kaybeden Rusya, 2014’te tamamen sıkışma yaşar. Gerek iç kamuoyu gerekse dış baskılar Putin’in iktidarını ve varlığını tartışılır hale getirir. Putin üzerindeki baskıyı hafifletmek ve kaybetmek üzere olduğu psikolojik üstünlüğü tekrar lehine çevirmek için Ukrayna sorununu dondurur. Rakiplerinin yönünü kendi güçlü olduğu çıkar alanı olan Suriye’ye çevirir. Sonuç ortadır.

Türkiye’nin Rusya Karşı Güçlenen Kartı: Ukrayna

Ön ve Arka Bahçe

Bir de ülkelerin ön ve arka bahçe kavramları vardır. Önce bahçede vitrinlik hareketler yapılır. Yani hukuk, insan hakları, adalet vs. kavramların savunucusu olunur. Diğeri ise arka bahçedir. Burası çöp atılan, kokusu herkesi rahatsız eden, kuralsız hamlelerin yapıldığı alandır. Rusya için Çeçenistan, AB için Bosna Hersek, Suudi Arabistan için Yemen, Çin için Doğu Türkistan, ABD için Güney Amerika’dır. Ülkelerin buradaki davranışlarını etik kural ekseninde değerlendirmemek gerekir. Bununla birlikte oyun kurucu ülkeler arka bahçe temizliği için anlaşabilirler. Nitekim 11 Eylül sonrası ABD, Çin ve Rusya aralarında örfi bir antlaşma yaptı ve herkes kendi arka bahçesini temizleye karar verdi. O sürede kimse burada ne yapıyorsun diye sormadı, herkes temizliğini yaptı. 11 Eylül sonra Afganistan’daki ABD’nin hamleleri, 2001 sonrası Rusların Çeçenistan’daki faaliyetleri bu merkezde tekrar incelenebilir.

Venezüella Türkiye İçin Nedir?

Şimdi dönelim baştaki konuya; Suriye bizim için hayat alanı ise Latin Amerika Türkiye için çıkar alanıdır. Suriye’deki her gelişme Türkiye’nin için problem olma potansiyeline dönüşmek üzeredir. Suriye’de bizi sık sık köşeye sıkıştıran Rusya ve ABD’ye karşı “sabırla bekleme ve onların oyunlarına karşı pozisyon geliştirme” taktiğini bırakmamız gerekiyor. “En iyi savunma saldırı” mantığıyla hareket edip Suriye sorununu dondurmak elzemdir. Bu adım olmazsa oyun kurucu ülkelerin hayat alanları ve arka bahçelerinde gezinmek gerekir. Türkiye bunu son günlerde Ukrayna’ya İHA ve SİHA satarak yapabileceğini gösterdi. Benzer durumun Latin Amerika’da da yapılması gerekir. Eğer Suriye’deki gelişmeleri kendi lehimize çevirmek istiyorsak, savunmadan saldırıya geçme zamanı geldi.

En iyi Savunma Saldırıdır.

Venezüella’da son aylarda yaşananlar etik kuralları zorlamaktadır. ABD seçilmiş hükümete karşı darbe ve askeri müdahale seçenekleriyle kuralsız bir şekilde tipik arka bahçe davranışlarını sergiliyor. Unutmayalım 1960’lardaki Domuzlar Körfezi hareketi Rusya’nın ABD’yi nasıl sıkıştırdığını, dünyanın rotasının nasıl farklı kulvara çekildiğini herkese göstermiştir.

Venezuela’da Türkiye Ne Yapabilir?

Türkiye ilk etapta Başkan Erdoğan’ın çıkışı etik duruşu gösterdi. Bundan sonra ikinci etaba geçmemiz gerekir. Rusya Venezuela petrolünün %10’unu alarak OPEC’deki dengeyi değiştirip dünya petrol piyasasını kontrol etme derdindedir. O yüzden Maduro’nun yanında duruyor. Benzer davranışı altın ve ekonomik nedenlerden dolayı Çin de yapmaktadır. Onların derdi Maduro değildir. Bu devletler burada ABD ile çatışmaya girerler mi? Hayır, sadece ABD’yi rahatsız ederler. Amaçları, bu krizi dünya krizi yaparak zaman ve alan kazanımı sağlamaktır.  Bundan daha ileri gitmezler. Sonraki aşamada Maduro’dan ümit kesildiğinde hemen muhalif liderin yanında pozisyon alırlar. Burada ortada kalmamak için Türkiye’nin de pozisyonunu ona göre dizayn etmesi lazımdır. Bizim açımızdan öncelik ABD’nin Suriye’de hareket edemez hale gelmesidir. Bunun için Maduro iğnesini Trump’a batırma zamanı gelmiştir. Birinci öncelik bu olmalıdır. Onun için Maduro ’ya yeni teklifler sunulabilir. Çünkü Maduro can derdindedir.

Türkiye’nin en önemli problemi enerjide tamamen dışa bağımlı olmasıdır. Bu bağımlılıkta Rusya’nın ilk sırada olduğunu unutmamız gerekir. O zaman ilk etap Maduro’yla muhalif liderin arasında arabuluculuğa daha aktif soyunmamız lazımdı. Bunu söyledik fakat aktif olamadık. Nitekim Maduro Papa’dan yardım istedi ve olumlu cevap geldi. O zaman bizim için ikinci aşamaya geçme vakti geldi. “Enerji karşılığı askeri üs” teklifini gündeme getirmeliyiz. Bu tehlikeli gibi gelebilir. Hayır, alt yapı doğru kurgulanırsa sonuç alınır. Katar’daki üs buna en güzel örnektir. Maduro’ ya dolaylı askeri yardım yanında ABD’yi sıkıştırmak için alenen donanmada bazı gemiler veya bazı seçkin birlikler uçakla Venezuela’ya intikal ettirilebilir. Bununla birlikte Venezuela’nın altın rezervi çekilmeye başlandı ise de istenilen sonuçlar daha alınamadı. Bu hamleler karşısında ABD baskısı Suriye kartı ile bertaraf edilebilir. Gayet basit “sen elini oradan çek bende buradan çekeceğim ”denilir. Tarihte buna en güzel örnek, II. Abdulhamid’in Hint Müslümanları nezdinde yaptığı Pan-İslam girişiminin Londra’da hissedilip, İstanbul’un üzerindeki baskının saf dışı edilmesidir. Bu öneriler bazıları için afaki gelebilir. Ancak tam tersine Türkiye’de bunu yapacak güç, kapasite ve azim vardır.