Tarihin Onurlu Savaşçıları

0

Onlar; ömürlerini sadakat ile hizmete adamış, tarihin onurlu ve erdemli savaşçıları samuraylar…  Japon geleneksel kültürünün koparılamaz ve unutturulamaz bir parçası haline gelmiş, tarihe yön vermiş sıradışı savaşların özel neferleridir bu savaşçılar. İsimleri pek bilinmese de yaşam biçimleri ve felsefeleri ile birlikte insanların gönüllerinde taht kurmuş olan, bir dönemin özel birlikleri samurayları tanıyacağız. Giydikleri kıyafetler, kullandıkları silahlar, benimsedikleri düşünceler ve ileri düzey dövüş teknikleri sayesinde hem ilgi odağı haline gelmişlerdir. Teknoloji karşısında ateşli silahlara karşı, kılıç ile mücadelenin şansı azalınca samuraylarda önemini yitirmeye başladı. Dövüş becerilerinin öneminin azaldığı bu dönemlerde pek çok samuray savaşçısı bürokrat, sanatçı ya da öğretmen oldu. 1868 yılında, Japonya’nın feodal döneminin sonu ile samuray sınıfı da ortadan kaldırıldı. Samuray geleneği, 1876 yılında İmparator Meji tarafından sonlandırıldı. Kılıç taşıma kanunlarını değiştiren Meji, Samuraylığı tarihe karıştırdı. Dövüş becerilerinin öneminin azaldığı bu dönemlerde pek çok Samuray savaşçısı bürokrat, sanatçı ya da öğretmen oldu.

Japon topraklarının sadece %20’sinin tarıma elverişli olması nedeniyle, verimli toprakların paylaşım kavgası doğdu. Toprakları ele geçirme ve yönetme mücadelesi, güçlü ve yetenekli askerlere ihtiyacı ortaya çıkardı. Bu nedenler samuray sınıfının ortaya çıkıp yükselmesine yol açtı. Samurayları böylesi ünlü, yetenekli ve başarılı hale getiren sistemin özünde ise buşhido felsefesi vardı. Buşhido “Savaşçının Yolu” anlamını taşımaktadır. Bir nevi buşhido, ölüm korkusunu yenmek demekti. Samuray, ölüm korkusunu yenmiş kişidir. Bu, kişiye dinginlik kazandırır ve efendiye sadakat sağlardı.  Özellikle 1467-1477 yılları arasında toprak lordları, yani onların samurayları, kanunu ve düzeni korumak için gücü ele almaya başladılar. Politik karışıklığa rağmen Muromachi olarak adlandırılan bu dönem, Japonya’da büyük bir ekonomik yayılmaya ve gelişmeye sahne oldu. Bu dönem aynı zamanda Japon sanatının altın çağıdır. Çünkü samuray kültürü, Zen Budizm’inin gelişen etkisi altında kendini bulmaktaydı. Günümüzde hala ünlü olan çay seremonisi (chanoyu), kaya bahçeleri (karesansui), çiçek düzenleme sanatı (ikebana), tiyatro ve resmin özellikleri bu dönemde yükseldi, gelişti.

Samuraylar, bağlılığı, cesareti, doğruluğu, şefkati ve onuru her şeyin üzerinde tutarlar. Yaşama karşı minnettar ve saygılıdırlar. Savaşta ve mücadelede ölümcül olsa da, zayıflara ve çocuklara karşı şefkatli ve anlayışlıdırlar. Doğru yargılama ve muhakeme, kişisel gelişim ve kişisel farkındalık için aydınlanmaya çabalarlar. Kimi dövüş sanatlarında veya mental, fiziksel, duygusal alanlarda pratikler yaparlar. Ölümü kendi düşmanı olarak değil, kendi danışmanı olarak kullanırlar. Kendini bilmenin yollarını arar ve kendini bilmeyi amaçlar. Toplumsal ve ailevi ilişkiler aramanın yanında usta-çırak ilişkisini de anlamaya çalışırlar. Samuraylar, emrinde oldukları toprak lorduna yani Daimyolara bağlıdırlar.

Savaşta yenilmesine rağmen sağ kalmışsa bir samuray seppuku yani harakiri yapmalıdır. Samurayın seppuku yapması onurlandırılması ve onuru gereği olan bir intihardı. Seppuku da asıl olan, ölümü bekleyen samurayın bunu korkunç acılar içinde yapmasıydı. Daha sonraları bu acıyı önlemek için seppuku’ya maruz kalacak kişi kendi karnını deşerek en yakın arkadaşına bu duruma maruz kalan kişinin kafasını aynı anda kesme görevi verilirdi.  Seppuku öncesinde kişi banyo yapar, beyaz bir kimono giyer, sonrasında en sevdiği yemekten yerdi. Hazır olunca karnına tanto veya vakizaşi’yi saplar, sağa ve sola bıçağı yönlendirerek karnını keserek diyaframını ve midesini parçalardı. Daha sonra arkadası ölecek kişinin başını uçururdu. Bu seppuku türü normal seppukudur. Kaishakurinin olmadığı seppuku da kişi karnını haç şeklinde keser organlarını çıkarır ve gücü yetebiliyorsa toprağa gömerdi. Bu tür seppuku’ya “Juun Buun Seppuku” adı verilir. Samuray seppuku yapmak zorunda kalmışsa eşleri de bir tür hara-kiri yapmak zorundaydı. Bu harakirinin adı Jigai’dir. Kaiken veya tanto boyunlarındaki kılıç ile atar damarı keserlerdi. Bu uygulamadaki amaç tutsak alınmayı ve tecavüzü önlemek için hızlı ölümü sağlamaktı. Jigai’den önce kadınlar yere otururken bacaklarını birleştirir ve birbirine bağlardı. Burada amaç ölürken gururlu pozda bulunmaktır. Bu poz kadınlara çocukluktan öğretilirdi. Kadın samuraylar aynı zamanda evlendiklerinde, kaiken adlı çift tarafı keskin bir bıçak taşırdı. Bu bıçak, katana ve vakizaşi’nin uygun olmadığı zamanlarda kişinin kendisini koruması için bulundurulurdu.

3 tür kılıç kullanılırdı; bu kılıçların boyları en uzundan en kısasına doğru şekildedir: katana, vakizaşi ve tanto’dur. Bu kılıçlardan tanto nerdeyse bir bıçak boyutlarındaydı. Samuraylar katana ile vakizaşi’yi birlikte taşırlardı. Vakizaşi eş kılıç olarak kullanılırdı ve mücadelede avantaj sağlardı. Uyudukları zaman yastığın altına saklarlardı vakizaşilerini. Tanto ise iç savaş döneminde kullanılmıştır. Özellikle kesici olarak kullanılmaktan ziyade delici olarak kullanılmıştır.

Bushido felsefesine göre yedi erdemin manevi gücünü arkasına almış bir savaşçı için dünya çok daha huzurlu bir yerdi. Bu yedi erdem;

  • Gi (Dürüstlük ve Adalet)
  • Yu (Destansı Cesaret)
  • Jin (Merhamet)
  • Rei (Kibarlık-Nezaket)
  • Makato (Katıksız İçtenlik)
  • Meiyo (Şeref)
  • Chu (Görev ve Sadakat)

Ünlü samuray beyi Uesugi Kenshin‘de ”Eğer savaş alanına zafere inanmış olarak gidersen tek bir yara dahi almadan evine dönersin, ancak ölümüne savaşmak seni hayatta bırakır, mücadelen hayatta kalmak için olursa emin ol ki öleceksin” der.