Tartışılan Ama Bilinmeyen Bir İnanç : Zerdüştlük

0

Geçmişten günümüze ulaşan kadim dinlerden bir tanesi Zerdüştlük. Bize hem çok yakın hem de bir o kadar uzak İran’ın köklerine sahip olmuş ‘Tek Tanrı’ inancını savunan, bir nevi kendi döneminin devrimci dini diyebiliriz. Günümüzde her ne kadar Zerdüştilikte düalizm olup olmadığı tartışmaları mevcut olsa dahi meselenin temeline inildiği takdirde tek olana inanma kendini göstermektedir. Kimdir Zerdüşt ve neyi savunmuştur diyerek konuya girelim.

Zerdüşt’ün hangi tarih aralığında yaşadığı netlik kazanmasa da araştırmacılar İ.Ö. ilk bin yılın başlarında yaşadığı konusunda hemfikirler. Zerdüşt’ün kişisel adı Spitama ve anne babası dindar olan bir ailede dünyaya geliyor. Doğduğu toplum ise karmaşa içerisinde. Zerdüşt’ün doğumunda meydana gelen mucizevî olaylar da mevcut. Örneğin; Zerdüşt anne rahmindeyken öyle bir ışıldadı ki annesinin çevresindeki her şey aydınlandı, ev ve etrafı görkemli yalım oldu. ‘Tanrısal’ çocuk gülümsedi ve bütün doğa neşelendi ve sevinçle haykırdı: “Hoca Spitama Zerdüşt doğduğu için şanslıyız.”

İşte Zerdüştlük bu gibi ifadelerle kutsanıyordu ve kendine Peygamberlik atfeden Zerdüşt 15 yaşında inzivaya çekilerek yaratıcı ile konuşmaya ve ‘görevine’ hazırlanmaya başladı. Hatta bu süreçte şeytanla amansız uğraşlara girişti çünkü şeytan onun yolunu döndürmek için uğraşıyordu. 30 yaşında peygamberliğini ilan eden Zerdüşt uzun yıllar dinini yaymak için uğraş verdi ve dininin nasıl olduğunu açıkladı.

Peki pagan inancın yaygın olduğu zamanlarda Tek Tanrı inancını savunan hatta okurken hak dinlere ne kadar benziyor bu din dedirten Zerdüştilik’in esasları nedir dersek?

Zerdüştilikte asıl olan iyi ve kötünün savaşı. Tanrı ise Ahura Mazda. Bilge Tanrı. Onun karşısında kötülük timsali Ehrimen yer alıyor. Zerdüştilikte ikiliğin olduğu görüşünü savunanlar Ahura Mazda ile Ehrimen’in giriştiği iyi kötü mücadelesine atıfta bulunmaktalar ancak kimi araştırmacılara göre asıl ve tek Tanrı iyilik öncüsü Ahura Mazda’dır.

Bu dinde İnsan-ı Kamil olmanın yolu Aşa’ya ulaşmak. Saflığın ve doğruluğun temsili olan Aşa hem bedensel hem ruhsal temizliği kapsamakta ve evrenin yönetiminin dayandığı derin ruhsal gerçek ya da ruhsal bir yasadır. Dünyada olan her şey Aşa yolunu takip ederek gerçekleşir ve sonunda Tanrı’nın varlığına ulaşılır.

Gelelim temel savaş alanına, İyi ve Kötü’nün amansız mücadelesi… Kötü, aslında bir nevi İyi’nin galip gelebilmesi için gerekli bir varlık. Gerçek bir Zerdüşt için yalnızca iyi olmakta yeterli değil, kötü ile savaşmak ve onu yenmek için sürekli ve yorucu bir çabanın içerisinde olunmalı. Zerdüştiliğe göre her insanın urvan denen bir ilkesi vardır. Bu urvan insandaki seçme iradesidir. İyi ve kötü bu ilke ile seçilir ve seçimin sonuçlarına katlanılır. Tam da bu aşamada Zerdüşt dininde ölümden sonra yaşama inancın var olduğunu görüyoruz hatta dünyadayken yaptıklarıyla yargılanacağına inanan ve eylemlerine göre Cennet ve Cehennem’e gidileceği savunuluyor. Çinvad isimli köprüden geçilecek ve yaşamlarında iyilik yapanlar Zerdüşt öğretilerini benimseyenler köprüden hızlı ve kolay geçecekken kötülük yapan ve öğretileri yerine getirmeyenlerin geçmesi ise zorlu olacak.

Zerdüştiliğin öğretilerinde Tanrı Ahura Mazda. Varlık, takva ve yalan arasında iki güç arasında paylaşılmakta. Ahura Mazda’nın yarattıkları özgür varlıklardır. Takva yani diğer adıyla Aşa’nın yeryüzündeki simgesi ise ‘Ateş’tir. Tanrı’ya inananlar tarım ve ziraat ile uğraşmalı. Bu öğretiyi Zerdüşt’ün yaşadığı döneme bağlamak mümkün ki o dönemin geçim kaynağı tarım ve ziraattı. Zerdüşt inanırları temizlik, dürüstlük ve doğruluğu kendilerine ilke edinmeli, yalandan, kötülükte, suyu kirletmekten ve insanı hastalığa götürecek sebeplerden uzak durmalıdır. Ölümden sonra yaşama inanmak şarttır. Zerdüştlük eylem dinidir ki mülk edinmek ve zengin olmak için çalışıp kazanmak övülür. Kötülüklerden korunmanın yolu ise sürekli yapılan ibadetlerdir. İnsana karşı mert olmak, davranışlarında hakiki dindar ve bilgece olmak ve herkese karşı açık kalpli ve doğru olmak dinde uyulması gereken kurallar arasında yer alır. İnanışa göre Ahura Mazda, Zerdüşt’e şunu öğütler: Eğer temiz ve kutsanmış olup temizler şehrine gelmek istiyorsan şu iki görevi yerine getirmelisin: Birinci görevin; var olmanın manevi hazzını fani dünyanın maddiyatının önünde tutup maneviyata daha çok önem vereceksin; yani maddiyatı küçümseyecek maneviyatın yok olmasını engelleyeceksin. İkincisi; her insana gerçeği söyleyip bana da dindar olacaksın. Bu demektir ki kendin için beğenmediğin bir şeyi başkalarına da layık görmeyeceksin. Yarına ertelemek, geciktirmek ve sonraya bırakmak ise şeytanın işleri olarak kabul edilir.

Peki, Zerdüştlük diyince ilk akla gelen ‘Ateşe Tapanlar’ teriminde ateşi bu kadar özel kılan neydi? Dinin simgesi olarak ateş neden seçildi ve hangi manalar yüklendi diye soracak olursak cevabımız şu olacaktır: Ateş, yaratılan en saf şeydir. Dokunduğu her şeyi kendine benzetir ve şekillerini değiştirme gücüne sahiptir. Alevler her zaman yukarı doğru meyillidir ve daha yüksek yaşama duyulan özlemi simgeler.

Bu dine ait kutsal ölümsüzler olarak bilinen Ameşa Spentalar ve dine ait bazı seremoniler ve gelenekler meselesini bir sonraki yazıya bırakarak konuyu burada noktalayalım.