Trafik Yüzünden ABD Zenginler Kiraya Çıkıyor..

0

Patrick Harrington, başkent Washington’un Virginia eyaletindeki banliyölerinden birinde 20 yıl yaşadıktan sonra ”artık yeter” dedi. İşiyle evi arasında her gün 40 kilometre yol kat etmekten bıkan Harrington, eşi Francine ile birlikte evini sattı ve işine 15 dakikalık yürüme mesafesinde olan bir ev kiralamaya karar verdi.

Patrick, ”Günde bir buçuk saat araba kullanmak zorunda kalmaktan 15 dakikalık yürüyüşe geçiş yaptım. Hiç şüphe yok, büyük bir hayat tarzı değişimi yaşadık,’ diyor.

Harrington çifti, Amerika’da konut ve yaşam alanı konusunda 2010’lu yılların önemli eğilimlerinden birinin en somut örneği. 2010’lu yıllar, satın almak yerine konut kiralamanın da önemli bir seçenek olarak ortaya çıktığı dönem oldu. Ev satın almaya yetecek parayı biriktirinceye kadar kirada oturmak zorunda olmak, artık birçokları için geçerli değil. Artık çok sayıda varlıklı Amerikalı da hayat tarzını değiştirmek için kirada oturmayı tercih ediyor.

RENTCafe’den araştırma uzmanı Michaela Buzec, ”Kirada oturmak, son on yıl içinde bir hayat tarzı seçeneği haline geldi. Ev kiralamak, mahalle ya da kent değiştirmek, hareket etmek için insanlara özgürlük ve esneklik sağlıyor. Bu aynı zamanda kişinin maddi durumunun yeterli olup olmamasıyla da ilgili. Büyük ve popüler kentlerdeki konut fiyatları çok yükseldi. Ev kiralama eğilimi ülkenin geneline yayılsa da en çok pahalı piyasalarda rağbet görüyor,” diyor.

Bu durum, çocuklarını evden uçurduktan sonra Washington’un en pahalı semtlerinden birine yerleşmeye karar veren Harrington çifti için de geçerli.

Kendini eşi Patrick’e göre mali açıdan daha pratik zekalı olarak tanımlayan Francine Harrington, şu anda oturdukları eve ödedikleri kiranın, sahip oldukları evin kredi ödemelerinden yaklaşık yüzde 50 daha yüksek olduğunu, bu nedenle otoyol ücreti, benzin parası ve otomobillerin yıpranma payı gibi ulaşım masrafları azalsa da Washington’un içine taşınmaya pek de sıcak bakmadığını söylüyor.

Kiralık konutların listelerini yayınlayan internet sitesi RENTCafe’ye göre 2010’lu yıllar, 1960’lı yıllardan sonra kirada oturanların oranında en büyük artışın yaşandığı on yıl oldu. 100 milyondan fazla Amerikalı, kiralık konutlarda oturuyor. 2010’dan bu yanaysa kiracıların sayısı, ev sahiplerinin sayısından iki kat daha hızlı arttı. Bugün kirada oturanların sayısı, 1960’da kirada oturanların sayısından yüzde 74 daha yüksek.

Francine Harrington, kent merkezinde yaklaşık bir yıldır kirada oturmanın birçok açıdan son derece elverişli olduğunu söylüyor. Francine, ”Patrick’in işine, mağazalara, eğlence merkezlerine, restoranlara yürüme mesafesinde olması son derece konforlu. Daha çok bisiklete biniyorum, Patrick de daha çok yürüyor,” diyor.

Patrick Harrington ise çocuklarını yuvadan uçurmuş olmanın avantajlarını kullanmak istediklerini, kirada oturmanın hayat tarzını değiştirmekle de ilgili olduğunu ama kendisi için asıl meselenin işe yakın olmak olduğunu söylüyor.

Son on yılın verilerini inceleyen internet sitesi RENTCafe, gerek kent merkezlerinde gerekse banliyölerde kiracıların sayısının arttığını kaydediyor. Bu durum hem yaşlılar hem de gençler için geçerli. İnsanların kirada oturmayı tercih etmelerindeki en önemli etkenlerden bazıları yüksek öğrenim kredi borçlarının ve konut fiyatlarının çok yüksek olması ve giderek değişen ve büyüyen iş piyasasında daha esnek olma gerekliliği.

Aralarında Michigan eyaletinden Detroit, Ohio eyaletinden Dayton ve Toledo, California eyaletinden Stockton ve Tennessee eyaletinden Memphis’in de olduğu birçok kent, son on yılda kiracıların çoğunlukta olduğu yerleşim birimlerine dönüştü. Bugün Amerika’da kiracıların en çok yaşadığı kentler, ülkenin kuzeydoğusunda.

RENTCafe’den Michaela Buzec, bu eğilimin en şaşırtıcı yanlarından birinin bir zamanlar ev sahibi olmayı statü simgesi olarak kabul edenlerin bu düşünceden arınıp kirada oturmaya başlaması olduğunu söylüyor. Buzec, ”Bu gruplar arasında yaşlılar ve gelir düzeyi yüksek Amerikalılar var. Kirada oturmayı avantaj olarak görüyorlar,” diyor. Bu da konut sektöründe on yılın en göze çarpan eğilimi olan kirada oturmanın sadece basit bir çözüm değil bir seçenek olarak öne çıkması anlamına geliyor.

Harrington çiftçi, kirada oturdukları evde beyaz eşyalardan biri bozulduğunda ve aşırı yağışlar nedeniyle bodrum katı su bastığında eskiden olduğu gibi paniğe kapılmadıklarını, ev sahibi her iki sorunu çözmekle ilgilenirken keyiflerine baktıklarını söylüyor. Çift için kirada oturmanın bir diğer avantajı ise sahip oldukları evde yıllar içinde biriken gereksiz eşyalardan bağımsız olarak daha yalın bir hayat sürmek.

Ancak Harrington’ların daha ne kadar kirada oturacakları, henüz belli değil.

Patrick daha uzun süre kirada oturmak istese de eşi Francine, bu sürenin uzaması taraftarı değil. Eşi Patrick’in kaç yıl daha çalışacağından emin olmadığını söyleyen Francine, daha ucuz bir eve kiracı olarak taşınmanın daha mantıklı olabileceği görüşünde.

Öyle görünüyor ki kirada oturmayı tercih etme eğiliminin 2020’li yıllarda da devam edip etmeyeceğini zaman gösterecek.

Kaynak:voa