TRUMP İMPARATORLOĞUNUN GÜÇ VE İHTİŞAMI

0
162

Amerikalı iş adamı Donald Trump Cumhuriyetçi Parti’den başkan adayı olduktan sonra ABD’nin 45. Başkanı olarak seçildi. Göreve geldiği günden bu yana gündemden düşmeyen Trump’la ilgili tartışılan konu ise Trump’ın Amerikan halkını nasıl etkilediği ve neden başkan olarak seçildiği idi. Yapılan birçok araştırma bu durumu Trump’ın diğer Amerika liderlerine göre beden dilini çok abartılı kullanmasına bağlıyor. Ayrıca ayrılıkçı görüşlerine rağmen etkili söylemleriyle Amerika halkını etkilediği belirtiliyor.

Birçok biyografi yazarı ve beden dili uzmanı Trump’ın hareketlerini analiz etmeye çalışıyor. Bunlardan ikisi biyografi yazarı olan Gwenda Blair ve “Trump Millet”(TrumpNation) yazarı Timothy L. O’Brien. Blair bir konuşmasında ABD Başkanı’nın karakterini agresif, tutarsız, kibirli, disiplinsiz ve küstah olarak tanımlıyor. Ayrıca “Trump bir tüccar ve sattığı şey kendisi-inandığı şeyde” diyerek bu durumu netleştirmeye çalışıyor. Başarısızlık fikriyle karşılaştığında ise canı yanmış bir tepki göstererek saldırıya geçtiğini söyleyen Blair bunun narsistik bir yara olduğunu vurguluyor. Brien ise “Trump aslına bakarsanız yedi yaşında bir çocuk. Birebir çalışmasına rağmen entelektüel, duygusal, finansal ve kamusal açıdan son derece disiplinsiz, aşırı derecede narsist bir kişiliğe sahip. İlgilendiği tek şey kendi hayatı.” Diyerek Blair ile hemfikir olduğunu belirtiyor. Trump’ın Cumhuriyetçi Parti’nin adayı olmayı nasıl başardığına dair sorulara ise O’Brain birçok Amerikalının hissettiği öfke duygusunu yönetmek ve yönlendirmek konusunda Trump’ın oldukça yetkin olduğunu söyleyerek, kitlelere çekici gelmesini çocukluğundan bu yana aşılanmış “kendisine olan inancı” ve en büyük tutkusunun başarı ve kazanmak olduğu şeklinde cevap veriyor. Ayrıca bu yazarlar Trump’ın sabit bir siyasi görüşü olmadığını daha önce farklı görüşleri de savunduğunu belirterek bu durum sayesinde herhangi bir kısıtlanma yaşamadığı için sorunları çözmek konusunda daha avantajlı olduğunu söylüyorlar. Fakat etik muhakeme gücünün yetersizliği ve aşırı derecede yaşadığı özgüven sorunu Trump için olumsuz özellikler. Trump’ın aşırıya kaçan hareketlerinin kişiliği ile bağlantılı olduğunu söylemek zor değil. Sadece kendini hayatını düşünen biri karşısındakiyle elbette empati kuramaz, anlamak istemez.

Trump’ın Beden Dili Ne Anlatıyor?

Her gün kamera karşısına çıkan ABD Başkanı Donald Trump beden dili uzmanlarının vazgeçilmezi oldu. Aşırıya kaçan el-kol hareketleri, oturması, duruşu ve yüz ifadeleri her görüşmenin, konuşmanın ardından analiz edildi. Öncelikli olarak Trump’ın evinde eşi ve oğlu ile çekilen bir fotoğrafa değinelim. Fotoğraftaki mobilyaların hepsi altın kaplama. Daha burada ihtişamı, güç ve zenginliği görmek mümkün. Ayrıca Trump’ın taktığı kırmızı ve gereğinden uzun kravat güç ve tutkuyu temsil ediyor. Trump ellerini çatı şeklinde birleştirmiş. Bu hareket kişinin konusunda uzman ve hakimiyetin kendisinde olduğunu ifade ediyor. Trump’ın ayakları çapraz ve sağ ayağı zeminle temas halinde. Bu hareket kişinin rasyonel ve gerçekçi olduğunu belirtir. Melania Trump’ın vücut dili ise beline koyduğu eli ile evde hakimiyetin onda olduğunu, öne attığı adımı ise Trump’ı sahiplendiğini gösteriyor. Trump’ın oğlu ise gücün sembolü ve ormanlar kralı olarak anılan oyuncak bir aslan üzerinde. Kısacası resim başlı başına güç, servet ve ihtişam sergiliyor.

İkinci önemli olay ise Trump ve Obama çiftinin devir teslim töreninde sergiledikleri beden dili. Donald Trump ve eşi Melania Trump Beyaz Saray’a gidiyor ve Obama çifti onları merdivende karşılıyor. Fakat buradaki en önemli noktalardan biri seçilen kıyafetler. Trump çifti daha kalın ve kapalı birer kıyafet seçerken Obama çifti daha ince kıyafetler tercih ediyor. Ayrıca Trump’ın düğmelerini iliklememesi de ayrı bir tartışma konusu oldu. Bu durum Obama’ya karşı takındığı ırkçı tavırla özdeşleştirildi. Çiftlerin giydiği kıyafetlere baktığımızda; Barack Obama’nın lacivert takım ve mavi kravat tercih ettiğini görüyoruz. Lacivert disiplin, planlı çalışmayı, mesafeyi, resmiyeti, mavi ise nezaket ve sakinliği belirttiği için törene uygun bir kıyafet denebilir. Donald Trump’ın ise koyu lacivert bir takım ve kırmızı bir kravat seçtiğini görüyoruz. Kırmızı renk liderliği, iddialı kişiliği, hareketliliği, gücü, heyecanı, kazanma hırsını ve teşebbüs ruhunu temsil etmektedir. Michelle Obama kısa kollu kırmızı bir elbise ve dışarıda geniş yakalı bir palto kullanmıştır. Melania Trump ise bilgeliği, güveni, sükûneti ve huzuru temsil eden açık mavi bir elbise tercih etmiştir. Ayrıca tokalaşırken eldivenini çıkarmaması da ayrı bir söz konusu olmuştur.

Trump’ın konuşmalarında çok fazla kullandığı el hareketlerine baktığımızda; öncelikle sık sık başparmak ve işaret parmağını bir araya getirdiğini görüyoruz. Bu hareket ile dikkatli ve hassas olduğunu ifade ediyor ve önemli kısımların altını çiziyor. Ayrıca elini L şeklinde yaparak insanlarla yakınlık kurmaya çalışıyor. Ellerini ileri geri sallayarak ta bazı şeylerin yolunda gitmediğini ama kontrolün onda olduğunu belirtmek istiyor. Ayrıca sürekli avuçlarını göstererek uyarıda bulunuyor. Elleriyle dilimleme işareti yapması ise kesinlik anlamı taşımaktadır. Sürekli parmağıyla birini işaret etmesi hedef gösterdiği ve suçladığı anlamına geliyor. Bazen çok aşırı hareketler yapması ise kaos ortamı oluşturup bu durumdan ancak onu seçerek kurtulabileceklerini ima ediyor. Trump konuşma esnasında sahnede kalıyor ve sadece bedeninin üstünü kullanıyor. Her şeyin onun kontrolünde ve güçlü olduğu izlenimi veriyor. Trump’ın beden dili eğitimi alıp almadığı tartışılsa da söylediklerine inandığını belirtebiliriz. Çünkü her durumda aynı istikrarı koruyor. Şartlar ne olursa olsun kontrolü elinde tutmaya çalışıyor.

Başkan Trump siyasi liderlerle buluştuğu zaman da yine farklı sahneler tanık oluyoruz. Oturma şekli, tokalaşması ve el hareketleri başkanın düşüncelerini açık bir şekilde belli ediyor. Eğer koltuğu kaplayarak ve bacakları açık oturuyorsa buranın hakimiyeti bende, eller çatı şeklinde birleşikse yine konusunda uzman olduğunu ve güçlü olduğunu belirtiyor. Eğer tokalaşırken karşısındakinin elini kendi alanına doğru çekip sarsıyorsa bu durum muhatabın dengesini sarsmak ve onu tedirgin hissettirmek için yapılan bir davranıştır ve Trump bunu her defasında uygulamaya çalışıyor. En bariz örneğini de Japonya Başbakanı Shinzo Abe ile yaşıyor. Abe elini uzun süre Trump’tan kurtaramıyor ve kurtulduğunda da yüzünde belirgin bir rahatlama ifadesi görünüyor. Ayrıca Trump’ın yüz ifadelerinden de muhatabına karşı tavrını düşüncesini kestirmek mümkün. Mesela Erdoğan Trump görüşmesinde Trump’ın dudakları içe doğru bastırılmış bir halde. Burada asıl duygusunu gizlemeye çalışıyor. Bu duygu öfke olabilir. Tokalaşmada ise Erdoğan elinin çekilmesine müsaade etmiyor ve liderlerin elleri ortada buluşuyor. Trump dostane görünse de vücut dili öyle olmadığını ele veriyor. Bir başka harekette omuza dokunmak. Trump bunu hemen hemen her kademeden insana uygulamaya çalışıyor. Burada mühim olan omuzda nereye dokunduğu. Eğer kol hizasıysa bu dostane bir tavırdır fakat eğer omuzsa üstünlük anlamı taşır. Trump bu hareketi de yine muhatabına göre belirliyor ve böylece sözsüz iletişim kuruyor hem de tüm dünya ile.

Trump Söylediklerine İnanıyor Ve İnandırıyor

Trump’ın Başkan seçilmesindeki diğer etkenlerden biride söylemleri, mecaz ve imaları. Bir araştırmaya göre Trump’ın başkanlık performansı diğer Cumhuriyetçi başkanlarla karşılaştırıldığında son 36 yılda %84 ile en fazla onaylanan performans oluyor. Doç. Dr. Tuncay Kardaş’a göre burada önemli olan Trump’ın lehçesi. Trump’ın söylediklerinin siyasi gücünü seçmenin korkularını kaygılarını kamusal alana taşıyarak bunlarla yeni bir gerçeklik kurmasına bağlıyor. İmalarıyla önce şok etkisi oluşturup sonrasında teskin ediyor. Böylece seçmene karşı kendi için bir alan açmış oluyor ve seçmene ulaşıyor. Amerika’yı yeniden büyük yapma hayalide kullandığı dili savaş odaklı yaparak beyaz Amerika milliyetçiliğini benimsiyor. Ayrıca Kardaş, Trump’ın cinsiyetçi, ırkçı görüşleri kavramları zıddıyla (kurban-suçlu, güvenli içeri-tekinsiz dışarı vs.) kullanarak siyaseti yeniden tasarladığını söylüyor. Sürekli ortamda bir kaos havası hakimmiş gibi yansıtarak bu sorunu kendisinin çözebileceğini belirtiyor ve halka güven aşılıyor.

Donald Trump kadar eşi Melania Trumpta medyada kendisinden söz ettirmeyi başarmış durumda. Ama tabii ki eşiyle arasında çok fark var. Melania Trump tavırları, duruşu ve kıyafetleri ile Başkan Trump’tan oldukça farklı. Özellikle kıyafetleri çok planlı. Ayrıca Melania Trump spot ışıklardan kaçmaya çalışsada eşini gölgede bıraktığı durumlar söz konusu. Gerçi bunda Trump’ın payı da yadsınamaz. Melania Trump ilk olarak devir teslim töreninde mavi elbisesiyle dikkat çekti ve eldivenleriyle tabii ki. Fakat daha önemli olan kısım o gün Başkan Trump’ın eşini arabadan inerken beklememesi ve tek başına Obama çiftinin yanına gitmesiydi. Bir başka durumda yine Melania Trump’ın eşini Florida’ya dönüşünde havaalanında sarılarak karşılaması sonrasında yürürken Donald Trump’ın eşinin elini önce tutup sonra bırakması oldu. Bu davranışlar Başkan Trump’ın egoist, sadece kendisini düşünen ve kendisine saygı duyan biri olduğunu ve eşine verdiği değeri bir kez daha gözler önüne seriyor. Ayrıca bu hareketleri Donald Trump’ın duyarlı sadık bir eşten ziyade başkan olarak görülmek ve saygı duyulmak istediği şeklinde de yorumlanabilir. Fakat Melania Trump yaşadığı bu kırıcı davranışın rövanşını almakta gecikmiyor veİsrail gezisi esnasında elini tutmaya çalışan eşinin elini tokatlayarak geri çeviriyor. Basında oldukça ses getiriyor bu durum. Bayan Trump her ne kadar spot ışıklardan uzak durmaya çalışsa da güzelliği ve duruşu ilebunu pek başaramıyor ve Başkan Trump’ı gölgelediği zamanlar olmuyor değil. Bazen başkanda daha fazla alkış ve coşkuyla karşılandığı görülmekte. Melania Trump’ın özellikle başkanlık seçimlerinden sonra sergilediği tavırlarını uzmanlar  yorgun, yalnız ve endişeli olarak değerlendiriyor. Çiftin birlikteliklerinden bu yana aralarında ki sevginin azaldığı, birbirlerine karşı duygularının değiştiği bariz görülmekte. Özellikle Trump’ın eşini bir nesne olarak gördüğü yönündeki eleştiriler medyaya yansıyanlarla örtüşüyor. Melania’nin önceleri ağız dolusu güldüğü fakat son bir yılda bu gülüşün sadece göstermelik olduğu onun ne kadar mutsuz bir hayat yaşadığının küçük bir kanıtıdır.

Melania Trump Amerika’da meydana gelen kasırgalarda da çok fazla eleştiri aldı. Çok ağır yıkımların ve kayıpların olduğu bölgelere kasırga sonrası Başkan Trump ile ziyarete giden Bayan Trump giydiği topuklu ayakkabılarla halkın tepkisini çekti ve ağır eleştirilere maruz kaldı. Ayrıca sonraki ziyaretlerinde ayakkabı ve kıyafetlerinin fiyatıda öğrenildikten sonra samimiyetsiz ve halkın acısına karşı duyarsız olarak sosyal medyada yer aldı.
İkilinin Las Vegas’ta meydana gelen saldırı sonrası yaralılara yaptıkları ziyarette yine gündemde yerini aldı. Başkan Trump yaralılara geçmiş olsun dileklerinde bulunarak kasırgalar sonrasında yaptığı gibi acil yardım çalışanları ve polislere övgüler yağdırdı ve çok iyi iş çıkardıklarını söyledi. Fakat bu olaydan sonra akıllardaki en önemli sorulardan biri bireysel silahlanma konusuyla ilgili ne gibi önlemler alınacağıydı. Fakat Trump bu konuyla ilgili açıklama yapmaktan kaçınarak daha sonra konuyla ilgili görüşmelerin olacağını söyledi ve konuyu kapattı. Olaydan sonra 4 Ekim’de New York Times gazetesinde Thomas L. Friedman adlı yazar “ Stephan Paddock Müslüman Olsaydı” başlıklı bir yazı yazdı. Bu yazısında saldırganın Amerikan vatandaşı olduğu için olayın çokta üzerine düşülmediği ve üstü kapatılmaya çalışıldığı fakat eğer saldırgan bir Müslüman, bir Işidli olsaydı, Allahuekber deseydi ya da elinde Kur’an olsaydı müslümanlardan nefret eden ırkçı Trump’ın bu durumda çok sıkı önlemler alacağı ve ben size demiştim gibi sürekli twitter paylaşımında bulunacağını söyleyerek serzenişte bulunmuş ve durumun vehametini Trump’ın ırkçılığını tekrar gözler önüne sermiştir. Trump’ın ırkçılıkla ilgili öfkesinin gündemde büyük yankı uyandıran ABD Ulusal Futbol Ligi’nde oyuncuların milli marş söylenirken diz çökerek protesto gösterisinde bulundukları esnada tavan yaptığını görüyoruz. Trump bu durum karşısında küfürler savurarak kinini kusuyor. Elbette ki bu davranışı gerek Amerika halkı gerek dünya basınında hoş karşılanmıyor ve eleştiriliyor.

Yaklaşık 2 yıldır başkanlık yapan Donald Trump onca eleştiri ve hakarete rağmen hala görevinin başında ve hala ayrılıkçı söylemlerinin arkasında. Bu süreç içerisinde ne Müslümanlara duyduğu öfkeden ne katı, acımasız ırkçı düşüncelerinden bir adım olsun uzaklaşmamıştır. Peki işi sadece para olan siyasetten anlamayan zengin bir iş adamı bunu nasıl başardı ve hala başarmaya devam ediyor? Yoksa medyaya yansıtılan bu mu işin aslı nedir? Öncelikle Trump’ı destekleyen halkın çokta Trump delisi olduğu söyleyemeyiz. Bu kesim sadece ekonomi iyi olduğu için destek vermekte yoksa Trump’ın kendini bilmez, yersiz davranışlarının herkes farkında. Demek ki halk ayrılıkçı düşünceler, cinsiyetçilik gibi ötekileştiren söylemlerden ziyade paraya daha çok önem veriyor ve Trump’ı bu haliyle kabul ediyor. Ancak özellikle son yaşanan olayların (kasırgalar, Las Vegas saldırısı vs.) toplumda bölünmelere sebebiyet verdiği görülmekte. Çoğunluk Trump gibi düşünmese de bu olumsuz düşünceleri benimseyen bir grup insan da var maalesef. Ayrıca özellikle kasırgaların yaşandığı eyaletlerde halk isyan ediyor. Halk yardımların zamanında ulaşmadığını ve yetersiz olduğunu,  Trump çiftinin samimi olmadıklarını, sergiledikleri davranışların sahte olduğunu söyleyerek bir taraftan da değersizlik hissiyle karşı karşıya kalıyor. Fakat Trump yine işin içinden sıyrılmayı başarıyor. Gerek vücut dili ile gerek söylemleriyle halkı her şeyin düzelip yoluna gireceğine dair inandırıyor. Ama bunu hem kendisini ve yardım birimlerini hem de asker ve polisi yücelterek yapıyor. Ve başarılı bir lider, başarılı bir Amerika portresi çiziyor. Ama ne yazık ki halkın içinden bu yöntemlere kanmayan bir kesimde mevcut. Bu düzenin ne kadar süreceği ise muamma. Her şeyden önce Trump bir nebze olsun kendini düşünmekten vazgeçip halkına yönelmeli ve sorunlarını gerçekten dinlemeli. Bunu kaos ortamı oluşturmaya çalışmadan yapmalı çünkü ortalık zaten yeterince karışık. Trump eğer kendini biricik, yegâne görmekten vazgeçip ilk olarak ailesine sonrasında da halkına yönelirse medya önünde yaşayan bir başkan olarak daha avantajlı konuma gelebilir. Ancak sahip olduğu hırs, kazanma ve başarı tutkusu ile güce ve paraya aşık bir adamın bu özelliklerini değiştirmesi fazla ütopik.