Trump, Topal Ördek!…mi ?

0

ABD de beklenen 6 Kasım seçimleri yapıldı. Trump’a göre “muhteşem performansla” sonuçlandı. Demokratlara göre “Trump diktatörlüğü frenlendi.” Bu iki yorumun hangisi doğru derseniz resme  bakmadan önce seçimle ilgili bazı teknik bilgiler verelim. Yıllar sonra Amerikan seçmeni sandıklara bu kadar fazla yüklendi. Yaklaşık 33 milyon seçmen oy kullandı. Ara seçim ve sınırlı eyaletlerde olduğunu unutmayalım. Kadınlar en fazla oy kullanan seçmen olarak yine tarihi bir adım attıkları görüldü. Göçmenler İspanyol aslı, Somalili Müslüman adayları ile temsilciler meclisine girdiler. Amerikan yerlilerinin kadın adayı seçildi. Bu ilklerin yanında  eski ABD başkanı Obama da seçim meydanlarında boy gösterdi.

Trump Aslında İstediğini Elde Etti.

Trump göçmenleri öldürmekten, “Amerikan milliyetçiliğinden”, kendine oy vermeyen kadınların çirkinliğinden, gazetecilere hareket etmesinden , kendine oy vermeyenleri hainlik itham etmesiyle politikasının temel taktiklerini  secim meydanlarında başarı ile uyguladı. Rakibini düşmanlaştırıp, onun kendine saldırmasını, seçimi “ölüm-kalım meselesine” dönüştürdü. “Ben olmazsam, Amerika biter” hamlesini kullanarak, kendi seçmenini  kemikleştirerek adı etrafında topladı. Seçmenin klasik refleksi “lidere saldırınca onun etrafından kenetlenelim” taktiği bir kez daha tuttu. “Bütün mesele benim, bana sahip çıkın” diyerek cumhuriyetçiler gönderdiği mesaj kendi seçmeni tarafından doğru algılandı. Seçime bu gözle bakarsak, Trump 2020 sonrasını da garantiledi. Amerika’daki sokakta ve taşradaki adam, şehirli beyaz yakalı adama  “gücüm bu” dedi.

Diğer Taraftan Bakarsak

Bardağın diğer tarafından bakarsak, kadınların gücü, Obama’nın desteği, CNN’nin karşıtlığı, kutuplaşmış Amerika’da demokrat kutbu temsilciler meclisinde üstünlüğü yakalayarak, Trump’ı frenleme gücünü  kısmen elde etti. Trump’ın deyimi ile bu işin halledilmesi “10 temsilciye bakar.” Bu bile pragmatik Trump için bir uyarı oldu. “Birbirimizle kavga etme zamanı değil, birlikte Amerika’yı büyütelim” laflarıyla klasik politikacı taktiğini Trump hemen  devreye soktu. Trump, demokratlara diyor ki “bazı konularda sizinle pazarlık yaparım ama bazı konularda da  bildiğimi okurum”. Nitekim, “soruşturmalardan bıktım “dedi, hemen Adalet bakanını zorla istifa ettirdi.

Amerika’yı Neler Bekliyor

Seçimlerden sonra Trump bazı konularda yoluna daha rahat devam edecek, evet temsilciler meclisinde çoğunluğu kaybetti. Orada kanunların geçmesinde esnek ve pazarlığa açık olacak ama senato ve sistemi kontrol eden anayasa mahkemesinde eli güçlü olduğu için hızını kademeli olarak artıracak zaman zaman fren yapsa da hedefine ulaşacaktır. İki yılın sonunda Amerikan halkının yarısı hala Trump’ın arkasından durduğu gibi yaptıklarını da  destekliyor. Bu da dışarıda ve içeride Trump’ın belli konularda zaman  zaman vites yükseltip, düşüreceğini bize gösteriyor. Özellikle İran ambargosu ile oluşacak petrol fiyatlarını kontrol elde etmesi şimdilik tuttu gibi görülüyor. Çin’le  giriştiği ekonomik savaşta farklı taktiklerle yoluna devam edecek, Amerikan milliyetçiliği gibi absürt kavramı Amerikan halkının aklına sokacak, sokakların Zencilere, Müslümanlara ve göçmenlere karşı daha agresif hamle yapmalarına imkan vereceği orta da duruyor. Dış politikada saldırgan adımlarının dozajını artırarak devam  edecek, Rusya’yı hedef tahtasında biraz uzaklaştırıp, Çin, Kuzey Kore, İran’la  yoluna devam edecek, Amerikan şirketlerinin daha çok kar etmesi için yurt içi ve dışı adımlarına devam edecek, Amerikan basının şu anki halini bozarak Foxnews kıvamına getirmek için, CNN ve diğerleri için hukuki alt yapıları hazırlayacak, bu konuda zaman zaman halkı manipüle ederek kamuoyu desteğiyle sonuç almayı hedefleyecek, bunlar seçim sonrası  Trump’ın atacağı adımlar olarak görülüyor. Tabii hepsinden önemlisi 2020 elde etmek için her dakika seçim varmış gibi halkı kutuplaştırmaya devam edeceğini de bir kez daha görmüş olduk.

Bununla birlikte Demokratlarla temsilciler meclisinde göreceli yapacağı ittifakları belden aşağı vuruşlarla temsilciler ve senatörlerin özel hayatlarını zaman zaman mercek altına alıp, kamuoyunda onlara itibar suikastı  yapıp  hain damgalamasıyla dengeyi kendi lehinde tutmaya devam edecektir. Plutarkhos  İskender’le Sezar’ı mukayese ettiği eserinde ( İskender-Sezar Paralel Hayatlar, İş bankası Yayınları) Sezar’ın çenesiyle iktidara geldiğini, ucuz kahramanlıklarla halkın kalbini kazandığını, sıkışınca meydanlar gidip, halkı vücut dili ve hitabetiyle kazanıp, sonra bütün sistemi değiştirip, kendi imparatorluğunu kurduğu anlatır ama İskender gibi imparator olamadığını  da belirtir. Sezar tipleri Putin’den Trump’a kadar değişmediğini dünya tarihi bize bir kez daha görüyor.