Trump vb.Batılı Liderlerin İslam ve Irk karşıtı Söylemlerinin Sonucu; Y.Zelanda Saldırısı

0

Yeni Zelanda’da iki ayrı camide cuma namazı için toplanan Müslümanlara yapılan saldırı ve saldırganın ‘beyaz ırkın üstünlüğünü’ savunan mesajları ırkçılık tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Daha önce Amerika Birleşik Devletleri ve İsveç’te meydana gelen saldırılarda çok sayıda kişi hayatını kaybetmişti

Yeni Zelanda’daki saldırıları gerçekleştiren 28 yaşındaki Avustralyalı Brenton Tarrant internette yayınladığı manifestosunda ırkçı, faşist ve hoşgörüsüz olduğunu açık şekilde belirtti. İslamofobik olmadığını ileri süren Tarrant Müslümanların kendi ülkelerinde kalmak şartıyla diledikleri gibi yaşayabilmeleri gerektiğini söylüyorKim bu ırkçılar ve ne istiyorlar?
Amerika’nın güneyinde faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşuna göre (Southern Poverty Law Center), ırkçı gruplar beyaz ırkın üstünlüğüne inanan ve ayrılıkçı ideolojileri savunan gruplardan oluşuyor. Bu gruplar beyaz insanların diğer ırklardan üstün olduğu için sonuç olarak topluma egemen olması gerektiği inancını paylaşıyor. Irkçı görüşü savunanların çoğu, çok kültürlülüğün ve göçün beyaz ırkı tehdit ettiğine inanıyor. Irksal karalama unsurlarını kullanan bu gruplar diğer ırklara karşı şiddet çağrısı yapmalarına rağmen kendilerini şiddet içermeyen örgütler olarak görüyorlar.

Yeni Zelanda’da iki ayrı camide cuma namazı için toplanan Müslümanlara yapılan saldırı ve saldırganın ‘beyaz ırkın üstünlüğünü’ savunan mesajları ırkçılık tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Daha önce Amerika Birleşik Devletleri ve İsveç’te meydana gelen saldırılarda çok sayıda kişi hayatını kaybetmişti

Yeni Zelanda’daki saldırıları gerçekleştiren 28 yaşındaki Avustralyalı Brenton Tarrant internette yayınladığı manifestosunda ırkçı, faşist ve hoşgörüsüz olduğunu açık şekilde belirtti. İslamofobik olmadığını ileri süren Tarrant Müslümanların kendi ülkelerinde kalmak şartıyla diledikleri gibi yaşayabilmeleri gerektiğini söylüyorKim bu ırkçılar ve ne istiyorlar?
Amerika’nın güneyinde faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşuna göre (Southern Poverty Law Center), ırkçı gruplar beyaz ırkın üstünlüğüne inanan ve ayrılıkçı ideolojileri savunan gruplardan oluşuyor. Bu gruplar beyaz insanların diğer ırklardan üstün olduğu için sonuç olarak topluma egemen olması gerektiği inancını paylaşıyor. Irkçı görüşü savunanların çoğu, çok kültürlülüğün ve göçün beyaz ırkı tehdit ettiğine inanıyor. Irksal karalama unsurlarını kullanan bu gruplar diğer ırklara karşı şiddet çağrısı yapmalarına rağmen kendilerini şiddet içermeyen örgütler olarak görüyorlar.

Bu yeni bir hareket mi?
Kesinlikle yeni bir hareket değil. “Ku Klux Klan”, “Neo Konfederasyoncular”, “Neo Naziler” ve “Hristiyan Kimliği” adı altındaki hareketler aynı inançları taşıyor ve kendilerini beyaz ırkçı olarak tanımlıyor. En son ortaya çıkan Alternatif Sağ (Alt-right) hareketi ise Anti-Semitik, İslamofobik ve muhafazakar fikirleri savunuyor.

Irkçı hareketler tehdit oluşturuyor mu?
Beyaz ırkın üstünlüğüne inanan hareketler çok gevşek şekilde örgütlendiğinden ve gruplara katılanların kayıtları tutulmadığından, hareketin genel boyutunu ve oluşturduğu tehdidi değerlendirmek zor. 2000 yılında kayıtlı 600 üyeye kıyasla, ABD’de ırkçı ideolojiye sempati duyup bu gruplara üye olanların şu anki sayısı 900’e yükselmiş durumda.

Mevcut siyasi iklimden yararlanan Alternatif Sağ (Alt-right) akımının geliştiği gözlemleniyor. Sadece internet ortamında aktif olan üyeler artık Charlottesville’de olduğu gibi gerçek hayatta mitingler, yürüyüşler düzenlemeye başladı.

Trump’ın etkisi
Donald Trump 2016 Başkanlık kampanyası esnasında popülist bir dil kullandığından ırkçı ve İslamofobi tartışmalarına neden olmuştu. 2016’da CNN ile yaptığı röportajda Ku Klux Klan örgütünü kınamayı reddetti.

Alternatif-Sağ hareketi, Trump’ın Hillary Clinton’a karşı yarışında “ana akım” hareketini üstlendiğini iddia ederek Trump’a verdiği desteği de vurguladı.

Başkanlık seçimini kazandığında, Trump’un geçmişte Breitbart Haber Şefi olan Steve Bannon ve ırkçı görüşleriyle bilinen senatör Jeff Sessions gibi tartışmalı figürleri ataması, sağ kanat görüşlerin gelişmesine izin verdiği yönündeki eleştirilere neden oldu.

Trump’ın ABD’deki saldırıları gerçekleştiren ırkçı grupları açıkça kınamayı reddetmesi, ülke çapında yoğun bir tepki ile karşılanmıştı.