Tüketim Dünyasına Mahkum Olmuş Kutsal Bir Gün: Cadılar Bayramı

0

Birbirinden korkutucu kostümler, özenle yapılmış makyajlar, perili evler, bal kabakları, “şaka ya da şeker” cümleleri, çocukların kahkahaları, korku filmleri ve sabaha kadar süren kutlamalar ile çevrili bir gece Cadılar Bayramı…

Günümüzde cadılar bayramı, Batı kültürünün yayılması ile birlikte sadece Amerika ve Avrupa değil, dünya geneline birçok ülkeye yayılmış ve özellikle de son birkaç yıl içerisinde ülkemizde de kutlanmaya başlanmış bir bayram. Alında bir bayram havasında geçmeyen bu kutlamaları incelediğimizde renkli kostümler ve tamamlayıcı makyajlar, parti müzikleri ve eğlenceden ibaret olduğunu görmekteyiz. Popüler kültürün ve kapitalist dünyanın bizlere getirisi olan bu gecenin gerçekten anlamını biliyor muyuz ya da sadece eğlenceli geldiği için mi kutluyoruz?

 

Her yıl 31 Ekimi 1 Kasıma bağlayan gece birçok ülke tarafından cadılar bayramı olarak kutlanmaktadır. Avrupa ülkelerinden farklı olarak özellikle Amerika’da çocuk bayramı olarak kutlanmaktadır. Yetişkinler ve çocuklar birbirinden ilginç, bazen ürkütücü bazen de eğlenceli kostümler seçerek gecelerini eğlenerek geçirmektedir. Çocuklar ellerine aldıkları şeker torbaları ile komşularının kapılarını çalarak “şaka ya da şeker” diyerek yetişkinlerden gelecek cevabı beklerler. Cevapları şeker ise torbaları birçok tatlı ve harçlık ile dolarken şaka cevabı ile karşılaştıklarında muzip eylemlerde bulunurlar.

Kökeni çok eskilere dayanan Cadılar Bayramı aslında eğlenceden ziyade pagan inancından Hristiyanlığa evrilmiş ilahi bir gündür. Vatikan tarafından 9. Yüzyıldan beri Halloween Festivali (Cadılar Bayramı), 1 Kasım All Hallow’s Eve (Azizler Gününün)’nün arifesi olarak kutlanmaktadır.

Antik Britanya pagan inancının hâkim olduğu Keltler, 31 Ekim’i 1 Kasım’a bağlayan geceyi Samhain Festivali olarak kutlamakta idiler. Mevsimsel döngüde gün ışığının yerini uzun gecelere bırakmasını hatırlatmak amacı ile kutlanan bu festivalde; yıl içerisinde toplanan ekinler depolanır, çiftçiler arazi sahipleri ile sözleşmelerini yeniler ve gençler arasında evlilikler gerçekleşirdi. Ama bu mevsimsel geçiş festivali aslında ilahi bir gecenin habercisiydi…  Gündüzlerin yerini uzun gecelere bırakması, yaşayan insanoğlu ile ruhlar âlemi arasında ki duvarı yıkarak iki âlemin birbiri içerisine geçmesine neden oluyordu.

Keltler öteki tarafta yaşayan ruhlar ya da perilere Aos Si ismini vermektedirler. Aos Si’ler bizim dünyamızın içerisinde olan ama insanların göremediği bir âlemde yaşamaktadırlar. Samhain gecesinde bu iki âlem arasındaki perde yırtılır ve Aos Si’ler yaşayanların dünyasına gelirler. Gelen periler masum ya da sevimli değil daha çok insanları kandırmayı seven ve onlara dadanan varlıklardı. Bu durum karşısında Keltler kendilerini peri halkından korumak için birbirinden korkunç kostümler giyip, yüzlerine de maske takarlardı. Böylece periler onların insan olduğunu anlamayacak ve kendilerinden zannedeceklerdi. Bu gece de her evin penceresinde mum ışığı yanardı. Ölen aile yakınlarının ruhları, bu mum ışıkları sayesinde kendi evlerini rahatlıkla bulabiliyordu. Ev ahalisi ziyaretlerine gelecek ruh için yıl içerisinde topladıkları ekinlerden oluşan bir sunak hazırlar ve bu sayede gelen iyi ruhun onlara bir sonraki yıl için şanslı geleceğine inanılırdı.  İyi ruhları evlerinde sunaklar ile bekleyen Keltler, kötü perilerin gazabından korunmak için kasabanın tepesinde büyük bir ateş yakıyorlardı. Uygulanan bu ve bunun gibi ritüeller ile Samhain Festivalinde ki temel kavramlar zaman içerisinde cadılar, elfler, goblinler, periler ve iblisler ile örtüştü.

Alma-Tadema, Lawrence; Pomona Festival; Cecil French Bequest; http://www.artuk.org/artworks/pomona-festival-178421

Tarih M.S. 1. Yüzyılı gösterdiğinde Romalılar Kelt topraklarını ele geçirdi. Yaşayan halkın inançları ve yeni gelen kültürün esintileri tarihsel süreç içerisinde bir araya gelmeye başladı. Romalılar o dönemde Pomona ve Feralia isminde kutladıkları iki önemli günleri bulunmakta idi. Pomona Festivalinde halk topladıkları hasatlara karşı minnettarlığını sunmak adına tanrıça Pomona adına kutlamalar gerçekleştirirlerdi. Feralia Festivali de Samhain’e benzerlik göstermektedir. Ölülere Saygı Günü olan Feralia Festivali kutlamaları, 13 Şubat öğlen vakitlerinde başlayarak 21 Şubat’a kadar sürmektedir. Kutlamalar sırasında tüm topraklar kapanır ve herhangi bir düğün gerçekleştirilmezdi. Festivalin son gününde ise halk büyük bir tören düzenleyerek, ölenlerine hediyeler, sunaklar sunarak büyük bir cenaze töreni düzenlerlerdi. Bu iki festival yıllar içerisinde Samhain ile birleşerek farklı formlarda ama benzer içeriklerde kutlanmaya devam etti.

7. yüzyıla gelindiğinde Vatikan önemli bir güç olarak Hristiyanlık dünyasında kendini göstermekteydi. Romalıların pagan anlayışı ile iç içe geçen inançlar deryasında Papa IV. Boniface, 13 Mayıs 609 yılında Roma’da bulunan ve tüm Pagan Tanrılarına atfedilerek inşa edilen Pantheon Tapınağını, Kutsal Bakire Meryem ve tüm şehitlere adanmış kilise olarak değiştirdi ve resmi bir duyuru ile tüm halka ilan etti. Papa III. Gregor dönemine gelindiğinde, azizler de şehitler ile birlikte anılmaya başlandı. Roma’da bulunan Aziz Petrus Şapeli 1 Kasım tarihinde tüm azizlere adandı. Böylece 13 Mayıs’ta kutlanan All Hallow’s Eye yani Azizler Günü ayinin tarihi değiştirilerek 1 Kasım oldu. 837 yılında Papa IV. Gregor yayınladığı kararname ile 1 Kasım Tüm Azizler Günü, 31 Ekim gecesi ise Azizler Gününün Arifesi olarak kutsal geceler listesine girdi. Papaların bu resmi ilanların yapmasının amacı Keltlerden ve Pagan Romalılardan Katolik dünyasına giren ölüler kutlamalarının yerine tamamen Hristiyan inançlarının sergilendiği papazların ayin düzenlediği geceler haline gelmesini istemeleriydi. Fakat beklenen etkinin tam tersi olarak yıllar içerisinde halk arasında kutlanan Pagan festivaller ile ilahi Azizler Günü ritüelleri birbiri içerisinde yer bulmaya başlayarak değişim ve farklılaşma sürecine girdi.

Avrupa’da Reform hareketleri ile birlikte Protestan Hristiyanlar, Vatikan ile bağlarını kopararak birçok kutsal gece ve bayramları reddettiler. Cadılar Bayramı olarak bilinen Halloween festivali’de bunlardan biridir. Amerika’ya ilk yerleşen koloniler de Protestanlar gibi bu ve buna benzer binlerce ritüeli arkalarında bırakarak yeni bir kültür oluşturmaya çalıştılar. 1800’lü yıllara gelindiğinde Amerika’da halk arasında Cadılar Bayramı’na benzeyen Hasat Bayramı kutlanmaya başlandı. Daha sonra ki yıllarda Britanya’da yaşayanlar maddi sıkıntılardan dolayı girdikleri yeni yerler arayışında Amerika’ya göç etmeye başladılar. Bu göç hareketlilikleri sırasında yanlarında Samhain Festivali’ne ait kostümleri ile beraber inançsal ve kültürel ritüellerini de beraberinde getirdiler. Yüzyıllar içerisinde Cadılar Bayramını reddeden Amerika’da 31 Ekim’i 1 Kasım’a bağlayan gece de kutlanan Halloween Festivali resmi olarak çocuk bayramı olarak kutlanmaya başlandı.

Milattan öncesi Kelt topraklarında başlayan ölüler kutlamaları, perilerden korunmak için giyilen ürkütücü kostümler ve makyajlar, evlerde yakılan mum ışıkları, sunaklarda bulunan ruh kekleri, Romalılardan Vatikan dünyasına oradan da toprak sınırlarını aşarak Amerika topraklarına kadar farklı isimler ve kimlikler kazanarak ulaşmıştır. Britanya topraklarından kültürel ve inançsal miras olarak yayılan bu festival, modern dünya kapitalist zihin yapısı ve tüketici toplumun istekleri ile birleşerek günümüzde ismini Cadılar Bayramı olarak almıştır. Yukarıda anlattığımız gibi normalde pagan ve Hristiyanlık inançlarının iç içe geçtiği ilahi bir gece olan Cadılar Bayramı, günümüz dünyasında renkli kostümler ve partiler ile eğlence kültüründe yerini almıştır.

Cadılar bayramı sembollerini Samhain, Pomona, Feralia, ve Halloween kutlamalarını da dikkate alarak incelediğimizde zikrettiğimiz cümleler zihinlerimizde daha da çok şekilleneceğini düşünmekteyim. Hepimizin bildiği gibi Cadılar Bayramı’nın en büyük sembolü Gülen bal kabağı ve içerisinde yanan ışıktır. Hemen Samhain festivalini hatırlarsak eğer, Keltler ölen aile yakınlarının ruhlarının kendi evlerini bulabilmeleri adına evlerinde ya da bahçelerinde mum ışığı yakar ve onlara iyi şans getirmeleri için ruhlara topladıkları ekinlerden oluşan sunak hazırlarlardı. Hasat sunağı sembolik olarak yerini bal kabağına, mum ışığı da içerisinde bulunan aydınlatmaya dönmüştür. Çocukların kapı kapı dolaşarak “şeker ya da şaka” demesi popüler kültürde, özellikle Hollywood filmleri ile birlikte hepimizin bildiği sembolik bir cümle haline gelmiştir. Bu cümlenin kökenini incelediğimizde ise Britanya’da ki yoksullar Ölüler Bayramı gecesinde kapı kapı dolaşarak ev halkından “ruh keki” toplarlardı. Keltlilerin perilerden korunmak adına giydikleri korkunç kostümler ve makyajlar vs. hepsini incelediğimizde inançsal ve kötü ruhlardan korunmaya yönelik gerçekleştirdikleri eylemlerin günümüz kutlamalarında yerini eğlence sektörüne bıraktığını görmekteyiz.

Kapitalist üreticilerin tüketici toplumun masalarına sunduğu farklılık ve popüler olma duygularu ile süslenmiş kutlamalarını, kıyafetlerini, kültürlerini vs. alırken Cadılar Bayramı örneğini de dikkate alarak daha da dikkatli olmamız gerektiğini düşünmekteyim. İçleri boşaltılan eğlence kültürü ile beraber kültürümüz ve inançsal dünyamızın içerisinde olamayan bu ve benzer birçok günü sorgulamaz bir şekilde oturtmaya başladık. Umuyorum ki kültürel mirasımızı aktarırken bu bozulan yapıları da beraberinde yeni nesillere bırakmayız…