BEKİR GÜNAY

Şehir efsanelerinin temel mantığı algıya dayanır. Olmayan bir şeyi oluyormuş gibi göstererek şehirdekiler üzerinde güç oluşturulur. Güç aslında ekonomik, askeri ve siyasi vs. etkenlerle kazanılır. Kazanılan  gücün gösterildiği yer savaş meydanlarıdır. Meydanda kazanılan hakimiyeti devam ettirmek ise ya fiziksel (askeri, ekonomik, siyasi vs.) enstrümanlarla devam ettirilir. Eğer bunlar kaybedilmiş ise o zaman  “mış gibi” yapılarak geçmişteki şaşalı görüntüler kitlelere medya araçlarıyla verilerek,  kuvvetleyim imajı sürdürülmeye çalışılır. Aslında her şey perdedeki görüntüdür. Bu algı yıkılırsa  gücün  varlık sebebi tartışıldığı gibi gerçek görüntüsünü sokaktaki çocuk görür ve onu sorgulamaya başlar. Bu an efsanenin yıkıldığı andır. Osmanlı  devletinin Viyana, Napolyon’un Moskova sonrası yaşadıkları budur.

1919 Paris Barış Konferansıyla I.Dünya savaşında kazandığı üstünlüğü sürdüren İngiltere’nin “Üst akıl” hakimiyetini  II.Dünya savaşında Hitler paramparça etti.Savaş sonrası kurulan sistemde yeni güçlerin baskın rolünde  Yalta resmine zorla giren İngiltere orada bir sığıntı olduğunu fark etti.Bu tarihten sonra kendine yeni bir rol biçmeye çabaladı.

Üst mü Algı mı ?

Gerideki beyin rolünü oynayan ,en zor stratejileri hazırlayan ,her şart altında üstün gelen, en ince detayına kadar dünyayı yönetmesiyle herkesi kendine hayran bırakan İngiltere aslında AB içindeki yaşlılar katında yer alan, geçmişiyle övünen “yaşlı kurt”,  görüntüsünde öteye gidemedi.Gerek BBC nin gerekse ABD deki etkin medyası sayesinde hala “güneşin batmadığı imparatorluk rolünü” oynamaya çabaladı. İngiltere aslında bir güç mü  sorusuna İRA örgütü ciddi olarak sorguladı.  İngiltere “Demir leydi” Thatcher’le  Arjantin’de girdiği  savaş da kendi adasını zor bela elinde tutabildi. İngiltere, Hindistan’ı elinden kaçırdı , James Bond’la  sanal alemde akıllı olduğu göstermeye çabaladı. 80’lere geldiğimizde İngiltere, Leydi Diana ile gazetelerin sadece magazin sayfalarında kocasını aldatan kadının maceralarına konu oldu.Buna rağmen hala üst beyin imajıyla yol almaya çalıştı.

Brexit’le yollar mı ayrıldı yoksa…

2000 lere geldiğimizde AB içinde Almanya’nın ekonomik ve siyasi pençesinde yok olma korkusu  İngiltere’yi  ciddi bir karar almaya sevk etti. Ya  AB içinde Almanya’nın hakimiyeti altına girip sıradanlaşarak kayıp olacak ya da kendini birlikten dışarı atıp “üst akıl “efsanesini oynayarak yeni güç olmaya çabalayacaktı. Brexit’le İngiliz halkı ikinci yolu seçtiler..Ama gerek  Theresa May’ın beceriksizliği gerekse ekonomik ve askeri rakamlar  İngiltere’nin zor bir yola girdiğini gösterdi.

Üst Akıldan Gerçek Güç Olmaya Mı Doğru

İngiltere şimdi bu ikilemden çıkmaya son bir iki yıldır çabalıyor. Sermaye Londra’dan kaçmaya başladı.Almanya ve Çin denklemindeki yeni ekonomik güç oluşumları üst aklın beynini karıştırdı. Yahudi aileler kimi efsanelere göre (bunlarda bir başka efsane) Newyork’dan Londra’ya geldiler. Kimilerine göre ise Pekin’e gittiler.Ortada net bir görüntü oluştu.İngiltere  ilk etapta üst ve kozmik algılarla “ben hala efendiyim” imajını zorlayamaya devam edecek, fakat saha ya çıktığında ihtiyarlığının son evresinde olduğunu fark edecektir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here