Varşovalı böyle yaşar..

0
264

 

Deniz Doğanay

Öncelikle, Türkler arasında Polonya milleti için yaygın olarak kullanılan ‘Polak’ kelimesinin var olmadığını belirtelim. Evet, Türk Dil Kurumu Polonya vatandaşları için ‘Leh’kelimesini kullanıyor.
Lehler ciddi ve soğuk görünümlü bir millet olarakbiliniyor olsalar da, tanıştıktan sonra keyiflice vakit geçirebileceğiniz, gülüp, eğlenebileceğiniz, sanat, tarih ve kültürle ilgiliderin konuşmalara dalabileceğinizbirikimli insanlar.İlk akla gelen özelliklerinden biri doğaseverlikleri. Şehirde yeşille iç içe yaşama imkanına sahip olduklarından, bu fırsatı çeşitli doğa sporlarıyla, eğlence ve organizasyonlarla en iyi şekilde değerlendiriyorlar. Günün her saatinde, yediden yetmişe spor yapan kişilerle karşılaşıyorsunuz. Bisiklet, kaykay, scooter ve paten kullanımı oldukça yaygın.
Doğadan bahsetmişken, Lehler için tam anlamıyla hayvansever dersekçok da yanılmış olmayız. Çoğunluğun evde hayvan beslemesi sebebiyle, sokaklarda kedi, köpek sayısı yok denecek kadar az. Hayvanlarını her gün hava aldırmaya çıkarmaları, parklarda oynatmaları, toplu taşıma araçlarına bindirmeleri, markete götürmeleri gibi birçok alışkanları, hayvanlara ne kadar değer verdiklerini gösteriyor. Öyle ki, hayvanlarıyla ilgilenemeyenler, yoğun çalışanlar için hayvan bakıcıları bile var. Çevreyi kirletmemek için yanlarında tuvalet torbası taşıyorlar,aksi takdirdeyüklü miktarda ceza alabilirler.

Biraz da ortak yaşam alanlarındaki davranışlarından bahsedelim.Toplu taşıma araçlarının en kalabalık olduğu anlarda bile sessiz, sakinveçevredekileri rahatsız etmemeye özen gösteren davranışlarıyla örnek bir tutum sergiliyorlar. Boş durmaktan ziyade çokça okuduklarından olsa gerek,koltuk kapma gibi bir dertleri yok. Örneğin;bir yer boşaldığında, eğer kişi yeni binen biri değilse,ayakta kalmaya devam etme olasılığı çok yüksek.Alışveriş merkezlerine ve havaalanlarına, çoğu zaman topluma taşıma araçlarına kontrol edilmeden giriyorsunuz. Kurnazlık yapıp, bilet almamaya kalkışmayın çünkü aniden konduktor denilen kontrolcülerle karşılaşabilirsiniz.

Çalışmayı seviyorlar. Toplu taşıma araçlarını kullanan kadın sürücüleri, 70 yaşlarında kasiyerlik yapan teyzeleri görürseniz şaşırmayın. Bunun yanında, ‘kendi işini kendin gör’ mantığı hakim. Örneğin; marketlerde aldıklarınızı kasalardan kendiniz geçirebilir, yüklerinizi kendiniz tartabilir, biletlerinizi makinelerden alabilirsiniz.
Rahat yaşıyorlar.Dış görünüşlerine dikkat etmelerine rağmen, modayı takip etmek yerine rahat oldukları giysileri tercih ediyorlar. Kimse birbirini göz hapsine tutmadığı ve umursamadığı için evde, sokakta özgürceyaşıyorlar.Yürürken çocuk emziren kadınlar, güneşlenen insanlar, perdesi sonuna kadar açık evler görebilirsiniz. Kuaförler ve manikürcüler genellikle karma.Bir kız ve bir erkek, başka bir erkekle karşılaştığında kız ve erkek yanaktan öpüşüyor, erkekler ise tokalaşıyor. Cuma, cumartesi gecesi eğlence gecesi. Dışarı çıkmayı, organizasyonlar yapmayı seviyorlar. İçmeye çok düşkünler. ‘Ye, iç, kemerini gevşet’ anlamına gelen bir sözleri var. Kuralcı insanlar. Otobüsler çok dakik. Trafik kurallarına riayet ediyorlar. Haklarını aramaktan çekinmezler.
Hayatın her alanında‘ağaç yaşken eğilir’ sözünü benimseyen Lehler, çocuklarını ‘birey’ odaklı yetiştirmeye dayalı bir sisteme sahipler. Yollarda minik grupların, toplu yaşama kültürünü erken yaşta öğrenmeye alıştırıldığına şahit oluyorsunuz.

Çocuklariçin bankalarda, hastanelerde, restoranlarda oyun alanları var.Çocuk bakımında anne kadar, babalar da aktif rol oynuyor. Çoğu için ailesine düşkün diyebiliriz. Yaşlılarına verdikleri değeri göstermek için büyükbaba ve büyükanne günleri bile var.

Avrupa’nın en dindar milleti olarak bilinen Lehler, dini ritüellerini uygulamaya oldukça öncem veriyorlar. Genci, yaşlısı kiliseye gidiyor. Yalnızca kızların okuduğu, rahibelerin ders verdiği Katolik okulları var.Tüm okullarda Paskalya orucundan sonra öğrenciler bir hafta kiliseye götürülüyor. Ne kadar misafirperver olduklarına tanıklık etmek isterseniz, Paskalya gibi bayramlarda form doldurup evlerine misafir olabilirsiniz.Bazı kurumlarda haç işaretleri var. Örneğin; posthanede kiliseye ait materyaller satılıyor. Bazı kapıların üzerinde kilisede kutsanmış beyaz tebeşirle yazılmış ‘C+M+B’ veya ‘K+M+B’ ifadesi yer alıyor. Bu ifadeler hakkında inanılan iki mit var: İlki, baş harferi Latince olan ‘Christus Mansionem Benedicat (C+M+B)’yani ‘İsa bu evi kutsasın’ anlamına gelen ifade. İkincisi ise ‘Epiphany’ diye adlandırılan Hz. İsa’nın doğumundan 12 gün sonra gelen, onun peygamber olduğunu önceden bilen 3 müneccimin baş harfleri: ‘Kaspar, Melchior, Balthazar’. Sokaklarda Meryem Ana heykelleri ve haç işareti gördüklerinde dua ediyorlar.Yol kenarlarında kızılhaçın yoksul insanlara yardım için koymuş olduğu giysi kutuları var.
Lehleri tanımak, bu ülkede iş yapmak veya uzun süreli yaşamak istiyorsanızLehçe öğrenmeniz şart.Geçici olarak yaşayacaksanız, Varşova için ingilizcenin yeterli olduğu söylenebilir. Lehçe öğrenmesi zor bir dil olduğundan ve yalnızca Polonya’da konuşulduğu için, yabancıların bu dili konuşması Lehleri mutlu ediyor. Lehlerin ilk bakışta yabancıya kapalı bir toplum olduğu söylense de, yabancı nüfusun artması giderek kültürün çeşitlenmesine sebep oluyor.