Zulme Maruz Kalan Zalimin Mazlum Zamanı ” Auschwitz”

0

Deniz Doğanay

Auschwitz, Nazi Almanyası’nın işgaliyle 1940-45 yılları arasında kullanılan en büyük toplama ve zorunlu çalışma kampıdır.Konum olarak Polonya’nın Oświęcim şehrinde yer almaktadır. Auschwitz;Ana Kamp (Auschwitz I), Birkenau (Auschwitz II) ve Monowitz (Auschwitz III) olmak üzere 3 kamptan oluşmaktadır.

Başlangıçta kampa gönderilen mahkumlar arasında Polonyalılar, küçük bir Yahudi grup ve bazı Almanlar bulunmaktadır. 1942’de ise Auschwitz’e gönderilenlerin çoğunluğu Yahudilerdir. Romanlar ve Sovyet savaş esirleri de diğer büyük mağdur grubudur. Macaristan, Polonya, Fransa, Hollanda, Yunanistan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Belçika, Almanya, Yugoslavya, İtalya ve Norveç’ten getirilen mağdurlardan en az 1,1 milyonu Auchwitz’de acımasız bir şekilde can vermiştir.

Kampın giriş kapısında Alman ekonomisi için önem kazanan köle emeğinin yansıtıldığı, ‘Çalışmak özgürlük getirir’ anlamındaki şu ironik ifade yer almaktadır: ‘Arbeit macht frei’.

Farklı ülkelerden getirilen mağdurlar,trenden indikten hemen sonra bir doktor ve komutan eşliğinde sağlıklı/çalışmaya elverişli, sağlıksız/çalışamayan olarak iki gruba ayrılmıştır. Sağlıklı olan mağdurlar çalışmak için kampa gönderilirken, çalışmaya elverişsiz grup (hamile, yeni doğum yapan, hasta, çocuk ve yaşlı) gaz odalarına gönderilerek ölüme terk edilmiştir.

Kampa getirilen mağdurlar, özellikle Batı Avrupa’dan getirilen Yahudiler, mücevherlerini, kıyafetlerini ve birtakım günlük eşyalarını da yanlarında getirmişlerdir. Bu da insanların, çalışmaya gittiklerini zannederek makul bir yaşam sürdürebilecekleri inancını taşıdığını göstermektedir. Ama tasnif edildikten sonra bütün bagajlarını bırakmak zorunda kalmışlar, hatta soyunma odasına giderken ayakkabılarını ve kıyafetlerini bile bırakmışlardır.

Çalışabilecek durumda olan mağdurlar temizlendikten sonra, sağ kollarına dövme ile kimlik numaraları işlenmiş ve mavi çizgili kamp kıyafetleri verilerek kampa gönderilmişlerdir.Mağdurlar 1 yatakta 4 kişinin kalabileceği 3 katlı ranzalarda yatmak zorundaydılar. 15 mahkuma 1 lavabo düşmekteydi ve tuvaletlerin kullanımı kısıtlıydı. Geceleri kullanılması yasak olan tuvaletler yerine mahkumların uyuduğu odalarda kovalar vardı.

Kötü sağlık koşulları, yetersiz beslenme ve ağır işçiliğin bir araya gelmesiyle salgın hastalıklara yakalanan mahkumlar da gaz odalarına gönderilmiştir.  İnsanlık dışı muameleye maruz bırakılan mağdurlar bu zor şartlar altında intihara teşebbüs ederlerse, kaçmaya çalışırlarsa veya işini düzgün yapmadıkları iddia edilirse dayak veya dışı tuğlayla örülmüş karanlık hücreye konma gibi cezalara çarptırılmışlardır.

Berkitilmiş duvarlar, dikenli teller, demir yolları, kütükler, gaz odaları, krematoryum kitle katliamının nasıl oluştuğunu gözler önüne sermektedir.

Auschwitz, öldürülen Yahudilerin bedenlerini endüstriyel amaçlar için kullanan tek ölüm kampıdır. Bazı mağdurlar zalimce yapılan tıbbi deneyler için kullanılmıştır. Bu ölüm kampındaki görevli Sonder kommandolar, mağdurların diş hekimleri tarafından çekilen altın dişlerini kutulara toplamışlardır. Daha sonra bu dişler külçe yapmak için özel bir fırında eritilmiştir. Mağdurların saçları taranmış vetekstil fabrikalarına gönderilmek üzere çuvallara doldurulmuştur.

1942’de gaz odalarında öldürülmeye başlanan kurbanlar, popüler inanışın aksine başlangıçta Yahudi değil, Polonyalı hasta mahkumlar ve Sovyet savaş esirleridir. Gaz odalarında canlarını veren mağdurların cesetleri, fırınlarda yakılmıştır. Nazi yetkililerinin neden bu kadar kapsamlı bir krematoryum kompleksinin inşasına yatırım yapmaya karar verdikleri tam olarak bilinmemektedir. Bir iddiaya göre, fırın üreten Erfurt firmasının ve kampın inşaat ofisi şefi olan Karl Bischoff’un etkili bir pazarlama kampanyası yapmasıdır.1940-1941 yıllarında kamp genişledikçe, yakılması gereken ceset sayısı da artmıştır. Gaz odasında katledilen yüzlerce Yahudi’nin bedenlerinin yakılması demek, bu cesetlerin Birkenau’ya taşınması ve toplu mezarlara gömülmesi anlamına gelmektedir. Bu da önemli bir sorun oluşturacağından,  1942’de komutan Höss, yüzlerce insanı öldürebileceği, aynı zamanda çok sayıda cesedin yok edilmesi sorununu çözebileceği ve tüm bu yapılanları gizli tutabileceği bir yöntem ve yer arayışına girmiştir.Bu nedenle Nazi yetkilileri krematoryum için yeni fırınlar sipariş etmek zorunda kalmıştır.

Kızıl Ordu’nun gelişinden önce, SS birlikleri, Birkenau’daki tüm krematoryum ve gaz odalarını havaya uçurmuş ve kampın kalan belgelerini de yok etmişlerdir. Kamp bugün Unesco Dünya Mirası Listesinde yer almaktadır. Kamp, gelecek nesillerin aşırı ideolojilerin trajik sonuçlarından ibret alması adına önemli bir hafıza merkezidir.

Kampı gezerken,ziyaretçilerin müthiş bir sessizlik içerisinde, derin bir hüzün yaşayarak gezdiğine,sıklıkla ağlayan ve fenalaşan insanlara şahit oluyorsunuz. Şehrin soğuk ikliminin yansıdığı, barbarlığın insanlığa galip geldiği soğuk bir kamp burası. Kendinizi adeta savaş dönemi filmindeki  bir oyuncu gibi hissediyorsunuz. Bazen de, yaşanan zulüm sahneleri gözünde canlandıran ama hiçbir müdahale yetkisi bulunmayan bir izleyici gibi.

Kampta 20 farklı dilde tur rehberi hizmeti verilmektedir. Fakat istediğiniz dilde rehber ayarlayabilmeniz için önceden internet sitesinden randevu almalısınız. Çünkü her dilin rehberi farklı saatlerde ve farklı günlerde olabiliyor. Türkçe dilinde rehber bulunmamaktadır. Ziyaretçilere kulaklık verildiğinden, rehberi dinleme konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamıyorsunuz. Rehberle gezme zorunluluğunuz var. Müze içerisindeki birkaç yer dışında fotoğraf çekmeniz serbest. Kampı bireysel veya grup halinde gezmeniz mümkün. Kampa girerken büyük sırt çantalarını veya eşyalarını almıyorlar. Eşyalarınızı hemen dışarıda bulunan bir emanet eşya odasına, 5 zl gibi bir ücret ödeyerek bırakabiliyorsunuz. Kamp dışında ufak bir büfe bulunmaktadır. Bu nedenle yeme-içme ihtiyaçlarını gelmeden önce Krakov’da karşılamanızı öneririm. Zaten gezerken pek iştahınızda kalmıyor.

1 Ocak, 25 Aralık tarihleri ve Paskalya bayramı dışında haftanın her günü ziyaretçilere açık. Aylara göre açılış ve kapanış saatleri değişmektedir. Genel olarak tur 3.5 saat sürmektedir. 1 günlük (6saat) veya 2 günlük (4saat+4saat) tur da satın alabilirsiniz. 10 (460zl), 20(530zl) veya 30(580zl) kişilik gruplar halinde gezebilirsiniz. Bu fiyatlar 3.5 saatlik tur için geçerlidir. Bireysel olarak gezmek isterseniz öğrenci fiyatı 45zl, yetişkin fiyatı ise 50zl dir.

Krakov şehrinden tren veya otobüsle müzeye yaklaşık 1.5 – 2 saatte ulaşabilirsiniz. Tren bileti 15zl, otobüs bileti 12-14zl dir. Trenden indiğinizde 25 dakika kadar yürüme mefaseniz var. İki kamp arası 20 dakikalık mesafeyi ücretsiz servislerle gidebiliyorsunuz.